Posted on

Elsa ve Anna’nın öyküsü

Karlar Ülkesi Doğum günü süsleri

Kusursuzlar’dan bir ay sonra beyazperdede yeniden iki kız kardeşin öyküsünü anlatan bir film var: Karlar Ülkesi. Bu seferki kardeşlik öyküsü animasyonla sinemaları kaplıyor ve hikaye Kusursuzlar’ın sıcak abuhavalı Çeşme’sinin aksine karlarla ve buzlarla örtülü Arendelle Krallığı’nda geçiyor. Ve tabii ki, Karlar Ülkesi, Kusursuzlar gibi bir psikolojik gerilim filmi değil; yeniden de tam da bu açıdan iki film arasında bir hayli benzerlik mevcut. Karlar Ülkesi de Kusursuzlar gibi iki kardeşin birbirlerine yardımcı olma ve hayattaki zorluklara karşı yan yana durmayı öğrenme hikayesi. İkisinde de karakterlerinin psikolojileri çok ehemmiyetli ve hem de her iki filmde de karakterlerin başlarına ne geliyorsa korkularından ve kaygılarından geliyor. Bir tarafta çocuk izleyiciye hitap eden bir animasyonla diğer tarafta erişkinlere seslenen bir film arasında bu kadar çok benzerlik olduğunu görmek hem şaşırtıcı hem de eğlenceli.

Karlar Ülkesi, bir yandan korkularımızla kendi hayatımızı nasıl zindana çevirdiğimiz üzerine düşünmemizi sağlarken diğer yandan da sevdiklerimiz için neler yapabileceğimizi bize bir kere daha anımsadıyor. Kanımca tıpkı Kusursuzlar gibi Karlar Ülkesi de yalnızca kardeşlik üzerine bir öykü değil, iki kız kardeşin öyküsü, başka bir deyişle iki genç kızın hem kadınlıklarını hem de kendilerini keşfetmelerinin öyküsü.

Disney kadın karakterlerine bakışını son zamanlarda hayli değiştirdi ve bu değişimiyle takdirimizi topluyor. 2009 seneninde sinemalara gelen  Prenses ve Kurbağa ve 2010 senesinde gösterime giren Karmakarışık kadın karakterlerin, prenslerin ve erkeklerin savunmaları olmadan da kendi ayakları üzerinde durabileceklerini anlatan  iki filmdi. Karlar Ülkesi de arkadaşlarına katılıyor ve bir kadının erkeği tarafından kurtarılması gerekmediğini, hem de tam tersine kendi yolunu çizerek güçleneceğini ve böylelikle gerçek aşkı bulabileceğini anlatıyor. Disney animasyonları içsel gücün cinsiyetle ayrılmadığını göstererek bizi mutlu ediyor. Hem de bu yeni nesil Disney kadınları toplum içinde kendi gayretleriyle ve maharetleriyle öncül rollerde bulundukları için ümidimizi arttırıyor.

Prenses ve Kurbağa sayesinde fukara bir aileden gelen genç bir kadın bir gün kendi lokantanını açabileceğini düşleyebiliyor. Karlar Ülkesi de gücünü kontrol etmeyi bilen ve korkularını yenebilen bir öncünün halkını da mutlu edebileceğini, hem özel hem toplumsal hayatında sıhhatli ilişkiler kurabileceğini gösteriyor. Tüm bu özellikleriyle bu başarılı animasyon sadece çocuklara değil, büyüklere de sesleniyor.